Yasin Suresi Okunuşu Meali ve Mp3

Kuran-ı Kerim‘in kalbi olarak bilinen Yasin-i Şerif suresinin okunması, anlamının bilinmesi ve doğru teleffuz edilmesi çok önemlidir. Bu sebeplerle bu sayfamızda Yasin Suresi’nin önce Arapça Okunuşu, sonra Türkçe Meali hazırlanmış ve teleffuzunuzu düzeltmek ve yanlış okumaları önlemek için mp3 olarak eklenmiştir. Aşağıdaki Player’a tıklayarak sureyi dinleyebilirsiniz.
 
Ayrıca Yasin Suresinin Arapça Yazılışı için ekteki PDF dosyasını indirerek tüm 6 sayfayı bakarak da sureyi dinleyebilirsiniz. Yasin Suresi Arapça 🔗 indir.  (yeni pencede açılır) 
 

 

Yasin Suresi Birinci Sayfa

1. Yasin
Yasin
2. Vel kur’anil hakîm
Hikmetli Kur’ân’a andolsun
3.  İnneke le minel murselîn
Sen elbette gönderilen resullerdensin
4.  Ala siratim mustekîm 
Dosdoğru yol üzerindesin
5 . Tenzilel azizir rahîm, 
O, azîz ve rahîmden indirilen bir tenzil olup,
6.  Li tunzira kavmem ma unzira  abauhum fehum ğafilûn
Ataları uyarılmamış, hâliyle, kendileri de gaflette giden, bir topluluğu uyarmak için gönderilmişsin.
7. Le kad hakkal kavlu ala ekserihim fehum la yu’minûn
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
8. İnna cealna fi a’nakihim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehum mukmehûn.
Boyunlarına öyle boyunduruklar koyduk ki onlar çenelerine dayanmaktadır. Boyunları yukarı, çeneleri kalkık, gözleri havada bir durumdadırlar.
9. Ve cealna mim beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden fe ağşeynahum fehum la yubsirûn.
Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
10. Ve sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu’minûn.
Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
11. İnnema tunziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb, fe beşşirhu bi mağfiratin ve ecrin kerîm.
Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.
12. İnna nahnu nuhyil mevta ve nektubu ma kaddemu ve asarahum, ve kulle şey’in ahsaynahu fi imamim mubîn.
Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.
 

Yasin Suresi İkinci Sayfası

13. Vadrib lehum meselen ashabel karyeh, iz caehel murselûn. 
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
14. İz erselna ileyhimusneyni fe kezzebuhuma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileykum murselûn.
Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.
15. Kalu ma entum illa beşerum misluna ve ma enzeler rahmanu min şey’in in entum illa tekzibûn.
Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
16. Kalu rabbuna ya’lemu inna ileykum le murselûn. 
(Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor.” 
17. Ve ma aleyna illel belağul mubîn.
“Açıkça tebliğden başka bir şeyle yükümlü değiliz biz.”
18. Kalu inna tetayyarna bikum, lein lem tentehu le nercumennekum ve le yemessennekum minna azabun elîm.
Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.”
19. Kalu tairukum meakum, ein zukkirtum bel entum kavmum musrifûn.
Elçiler de, “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler 
20. Ve cae min aksal medineti raculun yes’a kale ya kavmittebiul murselîn.
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.” 
21. İttebiu men la yes’elukum ecran vehum muhtedûn.
Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.”
22. Ve ma liye la a’budullezi fetarani ve ileyhi turceûn. “
Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O’na döndürüleceksiniz.”
23. E ettehizu min dunihi aliheten in yuridnir rahmanu bi durrin la tuğni anni şefaatuhum şey’en ve la yunkizûn.
O’nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar.”
24. İnni izel le fi dalalim mubîn.
“O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.”
25. İnni amentu bi rabbikum fesmeûn.
“Amma bakın! Ben Rabbinize inanıyorum, sizler de bunu işitmiş olun!”
26. Kiledhulil cenneh, kale ya leyte kavmi ya’lemûn
Ona “Buyur cennete gir!” denildi. O ise halkını hatırlayarak: “Ah halkım bir bilseydi!” dedi.
27. Bima ğafera li rabbi ve cealeni minel mukramîn.
“Ah bir bilseler: Rabbimin beni affettiğini, beni ikramlara gark ettiğini!”
 

Yasin Suresi Üçüncü Sayfası

28. Ve ma enzelna ala kavmihi mim ba’dihi min cundim mines semai ve ma kunna munzilîn.
Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
29. İn kanet illa sayhatev vahideten fe iza hum hamidûn.
(Orduya ne lüzum?), bir tek ses yeter! Bir de bakmışsınız: Sönüp kalmışlar.
30. Ya hasraten alel ibad, ma yetihim mir rasulin illa kanu bihi yestehziûn.
Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her resul ile, mutlaka alay ederlerdi.
31. Elem yerav kem ehlekna kablehum minel kuruni ennehum ileyhim la yarciûn.
Kendilerinden önce nice nesilleri imhâ ettiğimizi ve onların da kendilerine dönmediğini görmezler miydi?
32. Ve in kullul lemma cemi’ul ledeyna muhdarûn.
Hiç kimse hariç kalmamak üzere, hepsi huzurumuza toplanacaklar!
33. Ve ayetul lehumul erdul meyteh, ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhu ye’kulûn.
Delil mi isterler? İşte ölmüş arz! Hayatı ona Biz veriyoruz.Oradan onların yiyecekleri habbeleri çıkarıyoruz. Kendileri de ondan yiyip dururlar.
34. Ve cealna fiha cennatim min nahiliv ve a’nabiv ve feccerna fiha minel uyûn.
Orada üzüm bağları ve hurmalıklar yaptık, orada pınarlar fışkırttık.
35. Li ye’kulu min semerihi ve ma amilethu eydihim, efela yeşkurûn.
Ta ki onun meyvelerinden yesinler, O meyveleri onlar yapmadılar, hâlâ şükretmez mi onlar?
36. Sübhanellezi halekal ezvace kulleha mimma tumbitul erdu ve min enfusihim ve mimma la ya’lemûn.
Münezzehtir o Allah, her noksandan münezzeh! Yerin bitirdiği her şeyi ve kendilerini ve daha nice bilmedikleri şeyleri çift yaratan, münezzehtir, Yücedir!
37. Ve ayetul lehumul leyl, neslehu minhun nehara fe iza hum muzlimûn.
Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.
38. Veş şemsu tecri li mustekarril leha, zalike takdîrul azizil alîm.
Güneş de bir delildir onlara, akar gider yörüngesinde… O azîz ve alîmin yaratması böyle olur işte!
39. Vel kamera kaddernahu menazile hatta ade kel urcunil kadîm.
Ay için de birtakım safhalar, duraklar tâyin ettik; dolaşa dolaşa, nihayet eski hurma salkımının çöpü gibi kuru, sarı, kavisli bir hâle gelir.
40. Leşşemsu yembeği leha en tudrikel kamera velel leylu sabikun nehar, ve kullun fi felekiy yesbehûn.
Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
 

Yasin Suresi Dördüncü Sayfası

41. Ve ayetul lehum enna hamelna zurriyyetehum fil fulkil meşhûn.
Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
42. Ve halakna lehum mim mislihi ma yarkebûn.
Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
43. Ve in neşe’ nuğrikkum fela sariha lehum velahum yunkazûn.
Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
44. İlla rahmetem minna ve metaan ila hîn.
Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
45. Ve iza kile lehumutteku ma beyne eydikum ve ma halfekum leallekum turhamûn.
Onlara, “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler.
46. Ve ma te’tihim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu’ridîn.
Ne zaman Rab’lerinin âyetlerinden bir âyet, gelse, yüz çevirirler.
47. iza kile lehum enfiku mimma razekakumullahu kalellezîne keferu lillezîne amenu e nut’imu mel lev yeşaullahu at’ameh, in entum illa fi dalalim mubîn.
Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak
apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler.
48. Ve yekulune meta hazel va’du in kuntum sadikîn.
“Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar.
49. Ma yenzurune illa sayhatev vahideten te’huzuhum vehum yehissimûn.
Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
50. Fela yesteti’une tevsiyetev ve la ila ehlihim yarciûn.
Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
51. Ve nufiha fis suri fe iza hum minel ecdasi ila rabbihim yensilûn.
Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
52. Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanu ve sadekal murselûn.
Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman’ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler.”
53. İn kanet illa sayhatev vahideten feiza hum cemi’ul ledeyna muhdarûn.
Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.
54. Fel yevme la tuzlemu nefsun şey’ev vela tuczevne illa ma kuntum ta’melûn.
O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
 

Yasin Suresi Beşinci Sayfası

55. İnne ashabel cennetil yevme fi şuğulin fakihûn.
Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
56. Hum ve ezvacuhum fi zilalin alel eraiki muttekiûn.
Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
57. Lehum fiha fakihetuv ve lehum ma yeddeûn.
Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
58. Selamun kavlem mir rabbir rahîm.
Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selâm” (vardır).
59. Vemtazul yevme eyyuhel mucrimûn.
(Allah, şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!”
60. Elem a’hed ileykum ya beni ademe el la ta’buduş şeytan, innehu lekum aduvvum mubîn.
“Ey Âdem’in evlatları! Size emretmemiş miydim? :”Şeytana tapmayın sakın!” “Çünkü o size âşikar düşman.
61. Ve eni’buduni haza siratum mustekîm.
Lâkin Bana tapın: işte sırat-ı müstakim!”
62. Ve lekad edalle minkum cibillen kesira, efelem tekunu ta’kilûn.
Andolsun, o (şeytan) sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?”
63. Hazihi cehennemulleti kuntum tuadûn.
“İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir.”
64. İslevhel yevme bima kuntum tekfurûn.
“İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”
65. El yevme nahtimu ala efvahihim ve tukellimuna eydihim ve teşhedu erculuhum bima kanu yeksibûn.
O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
66. Velev neşau letamesna ala a’yunihim festebekus sirata fe enna yubsirûn.
Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?
67. Velev neşau le mesahnahum ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciûn.
Eğer dileseydik, oldukları yerde, hemen baş üstü, mâhiyetlerini değiştirir, çirkin mi çirkin, tersyüz ederdik… Artık ne ileriye devam edebilir, ne de geriye dönüş yapabilirlerdi.
68. Ve men nuammirhu nunekkishu fil halk, efela ya’kilûn.
Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güç ve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı?
69. Ve ma alemnahuş şi’ra ve ma yembeği leh, in huve illa zikruv ve kur’anum mubîn.
Biz Resûl’e Kur’ân öğrettik, şiir öğretmedik, o zaten ona yaraşmaz. O sırf bir irşâd ve parlak bir Kur’ân’dır.
70. Li yunzira men kane hayyen ve yehikkal kavlu alel kâfirîn.
Yaşayan her kişiyi uyarsın diye, böylece ilahî hüküm kâfirler hakkında kesinleşsin diye, gönderilmiştir.
 

Yasin Suresi Altıncı (Son) Sayfası

71. Evelem yerav enna halakna lehum mimma amilet eydina en’amen fehum leha malikûn.
Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
72. Ve zellelnaha lehum fe minha rakubuhum ve minha ye’kulûn.
Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.
73. Ve lehum fiha menafiu ve meşarib, efela yeşkurûn.
Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
74. Vettehazu min dunillahi alihetel leallehum yunsarûn.
Onlar, Allah’tan başka birtakım ilâhlar edindiler. Güya yardım olunacaklar.
75. La yesteti’une nasrahum vehum lehum cundum muhdarûn.
Onlara yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar ise bunlar için hazırlanmış yardımcı erlerdir.
76. Fela yahzunke kavluhum, inna na’lemu ma yusirrune ve ma yu’linûn.
(Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
77. Evelem yeral insanu enna halaknahu min nutfetin fe iza huve hasîmun mubîn.
İnsan şunu hiç görüp düşünmedi mi: Biz kendisini bir nutfeden yaratmışken, yaman bir hasım kesildi Bize.
78. Ve darabe lena meselev ve esiye halkah, kale mey yuhyil izame ve hiye ramîm.
Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?”
79. Kul yuhyihellezi enşeeha evvele merrah, ve huve bi kulli halkin alîm.
De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir.”
80. Ellezi ceale lekum mineş şeceril ahdari naran fe iza entum minhu tukidûn.
O’dur ki sizin için yeşil ağaçtan bir ateş yaratır, siz de onu tutuşturup durursunuz.
81. Eveleysellezi halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahluka mislehum bela ve huvel hallakul alîm.
Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
82. İnnema emruhu iza erade şey’en ey yekule lehu kun fe yekûn.
Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!”demektir. O da hemen oluverir.
83. Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey’iv ve ileyhi turceûn.
Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.
 
Hayırlı Günler Dileriz, 
 

Kimler Neler Demiş?

avatar
450
  Subscribe  
Bildir
Scroll Up