Borca Batıklık ve Şirket Müdürlerinin Sorumlulukları

Borca Batıklık ve Şirket Müdürlerinin Sorumlulukları

Tacir sıfatına haiz limited şirket tüzel kişiliğinin ticari faaliyetini gerçekleştirebilmesi için gerekli olan sermaye unsuru ve bu sermayeye ilişkin (sermayenin korunması, ek ödemeler talep edilmesi ve benzeri durumların) gözetimi, yerine getirilmesi ve korunması müdürlerin sorumluluğundadır. Bu sorumlukların neler olduğu aşağıda detaylı bir şekilde incelenmiştir. 

Şirket Sermayesinin Korunması

Müdürler hem ortaklığın kuruluşu sırasında hem de kuruluşundan sonra şirket sermayesini gözetmek zorundadırlar. Ayrıca ana sözleşmede yer alması şartıyla ek ödeme yükümlülüğü getirilen ortaklardan bu yükümlülüklerin yerine getirilmesini talep etme hakkına müdürler sahiptir. Nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 603. maddesi (madde metni  aşağıda yazılıdır) öz kaynak ihtiyacının hasıl olması durumlarında ek ödeme yükümlülüğünden bahsetmektedir. Bu durumlarda müdürler ortaklıklardan ek ödeme yapmalarını talep etmek keyfiyetinde değil zorunluluğunda olduğunu belirtmek isteriz. Ayrıca ek ödemeye gelmeden evvel, kuruluş sırasında tamamı ödenmemiş bakiye sermaye borcu için müdürlerin “Şirket Ana Sözleşmesi”ndeki tarihleri göz önünde bulundurarak esas sermaye ödemelerin tamamlanmasını isteme görev ve yetkisi bulunmaktadır. Nitekim uygulamada şirketler sermayesinin dörtte birinin yatırılması ile kurulmakta ve bakiye sermaye borcu (sözleşmede aksine hüküm yoksa) üç yıl içinde gerçekleştirilecektir denilmek suretiyle bakiye sermaye borcu ötelenmektedir.

TTK md. 603  “Ek ödeme yükümlülüğü”
(1) Ortaklar şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı bedeli dışında ek ödeme ile de yükümlü tutulabilirler. Ortaklardan bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ancak,
a) Şirket esas sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının şirketin zararını karşılayamaması,
b) Şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi devamının mümkün olmaması,
c) Şirket sözleşmesinde tanımlanan ve öz-kaynak ihtiyacı doğuran diğer bir halin gerçekleşmiş bulunması, hallerinde istenebilir. 
(2) İflasın açılması ile ek ödeme yükümlülüğü muaccel olur. 
(3) Ek ödeme yükümlülüğü şirket sözleşmesinde ancak esas sermaye payını esas alan belirli bir tutar olarak öngörülebilir. Bu tutar esas sermaye payının itibarî değerinin iki katını aşamaz. 
(4) Her ortak, sadece kendi esas sermaye payına düşen ek ödemeyi yerine getirmekle yükümlüdür. 
(5) Şartlar gerçekleşmişse, ek ödemeler müdürler tarafından istenir. 
(6) Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılması ancak esas sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının zararları tamamen karşılaması halinde mümkündür. Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılmasına veya kaldırılmasına esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

Sermayenin Kaybı, Borca Batık Olma Durumunda Müdürlerin Görevleri

TTK 376. maddesinde (madde metni  paragraf sonuna eklenmiştir) şirketlerin en önemli unsuru olan sermayelerinin tamamını veya önemli bir kısmını yitirmelerini veya ortaklığın borca batık (pasiflerinin aktiflerinden daha fazla olması) durumlarda yapılması gerekenleri belirtmektedir. Limited şirketlerde müdürlerin bu görevleri TTK 633. maddenin atfı gereği kıyas yoluyla çıkarılmaktadır. TTK 376. maddesi üç alt başlık halinde bu durumları tasnif etmiş ve ayrı ayrı yapılması gerekenler belirtilmiştir.

TTK md. 376 “Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu”
(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. 
(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhal toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. 
(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi halde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.

Bunlardan ilki sermayelerin yarısının karşılıksız kalması durumu olup bu ifade ile kastedilen; şirketin sermayesi ile kanuni yedek akçelerinin toplamının yarısının ticari faaliyetlerindeki zarar sebebiyle erimiş olması yani karşılıksız kalmasıdır. Bu halde limited şirket müdürleri, genel kurulu hemen toplantıya çağırmalı ve şirketin idari organı olması sebebiyle takdir ettiği iyileştirici önlemleri genel kurul onayına sunmalıdır. Öğretide Sayın Kayar [1] genel kurula bu durumu bildirilmesindeki amacın bütün ortakların haberdar edilmesi ve mali durumun daha da kötüye gitmezden evvel gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak olduğunu belirtmiştir.

Limited Şirket Müdürlerin (Anonim Şirketlerde ise Yönetim Kurulunun) bu hayati görevlerini yerine getirmemeleri durumunda meydana gelecek zarardan dolayı, hukuki yararı bulunan tüm kişilere karşı sorumlu olacaktır.[2] Kanaatimce buradaki sorumluluğun kapsamına sadece şirket hissedarlarının menfaatleri değil ayrıca şartların varlığı halinde üçüncü kişilerin zararı uğrayan menfaatleri de dahil olmalıdır.

TTK 367. maddesinde anılan ikinci durum ise sermayenin üçte ikisinin karşılıksız kalması durumudur. Bu durumda müdürler, şirket genel kurulunu mümkün olan en kısa sürede toplantıya çağırmalıdır. Şirket genel kuruluna bu durumda TTK iki seçenekli bir hak tanımıştır. Şöyle ki;

  • Bunlardan ilki, şirketin kendi sermayesinin üçte biri ile yetineceği yönündeki kararıdır.
  • İkincisi ise sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde ortaklığın kendiliğinden sona ereceği hususudur.

Yukarıda zikrettiğim 367/1 den farklı olarak burada (367/2) müdürlerin durumun iyileştirilmesi için hangi tedbirler alınması gerektiği yönündeki ifadeye burada yer verilmemiş olmasıdır. Kanaatimce bu durum kanun koyucunun borca bataklık halini üç kademeli olarak takdir etmiş ve her bir kademenin önemine binaen farklı yollar ön görmüş olmasıdır. TTK 376. maddedeki ilk hal yani sermayenin yarısının karşılıksız kalması durumu nispeten daha az kötü bir durum olduğu için müdürlerin, şirketin durumunun iyileşmesi için ön gördüğü önlemleri genel kurula sunmasından bahsetmekte ve fakat ikinci hal olan sermayenin üçte ikisinin karşılıksız kalması durumunda ise (durumun ciddiyetine binaen artık müdürlere önlemleri sunma değil) genel kurulun karar almak zorunda olduğunu takdir edilmiş ve genel kurula iki seçimlik haklardan birisini kullanması hükme bağlanmıştır.

TTK 367. maddesinde anılan üçüncü durum ise ortaklığın borca batık olduğu durumudur. Öncelikle bu durumun varlığından şüphe edildiği anda, örneğin beklenen satış fiyatları ile şirkete maliyeti birlikte değerlendirilip aktifler ile pasifleri de mukayese edilerek olumsuz bir halin varlığının tespiti durumunda (diğer bir ifadeyle ortaklık alacaklılarının borçlarını karşılamaya yetmediğinin müdür tarafından yapılan veya yaptırılan bilançodan görülmesi üzerine) müdürler tarafından şirket merkezinin bulunduğu yer “Asliye Ticaret Mahkemesi”ne bildirim yapılarak ortaklığın iflasını istemesi gerekmektedir.

Böyle bir durumda mahkeme, hemen iflas kararı vermek yerine TTK 376/3 düzenlemesine uygun olarak borca batıklığın ortadan kaldırma durumunun mümkün olup-olmadığının anlaşılması için şirkete mehil verecektir. Bu süre zarfında şirket hissedarları şirketi iflastan kurtarmak için şirketin alacaklılarıyla (kanun metninde yazılı olarak belirtildiği şekilde) anlaşarak, bu anlaşmanın bir nüshasını da asliye ticaret mahkemesine sunma hakları bulunmaktadır. Aksi durumda mahkeme şirketin iflasına karar verecektir. Burada önemli olan husus; şirket hissedarlarının ve yöneticilerinin şirketin ticareti faaliyetlerine devam edebileceği yönünde maddi vaka’ları mahkemeye arz etmeleri gerekmektedir. Bu delillerin en önemlisi madde metninde de yazılı olan şirketten alacaklı olan kişilerle yapılmış olan protokollerdir. Uygulamada zor olmakla birlikte, borçlarının ödenmesini bir takvime bağlamayı başaran ve bu süre zarfında gelir getirici faaliyetlerde bulanabileceğini mahkemede ikna edebilen şirketler iflastan kurtarılabilecektir. 

Dipnot 1: Kayar İ.,  “Limited Ortaklıklarda Mali Durumun Bozulması ve Alınacak Tedbirler”
Dipnot 2: Yıldırım A. H.,  “TTK Tasarısına Göre Limited Ortaklık Müdürünün Hukuki Durumu”

Yukarıdaki bilgilendirme yazısı Av. M. Çağatay Uğur’un Yüksek Lisans Tezinin bir bölümünde alıntı yapılarak hazırlanmıştır. 

Saygılarımızla,

Kimler Neler Demiş?

avatar
450
  Subscribe  
Bildir
Scroll Up